«
  1. Anasayfa
  2. Güzellik
  3. Bir Rujun Rengine Neden Artık Reklamdan Değil, Telefon Ekranından Karar Veriyoruz?

Bir Rujun Rengine Neden Artık Reklamdan Değil, Telefon Ekranından Karar Veriyoruz?

Bir Rujun Rengine Neden Artık Reklamdan Değil, Telefon Ekranından Karar Veriyoruz?

Mağazada deneme ürünü sürmek yerine bir içerik üreticisinin dudağında, gün ışığında, gece ışığında aynı rengi izliyoruz. Güzellik, moda ve yaşam markaları da bu küçük alışkanlık değişikliğine göre kendi dillerini yeniden kuruyor.

Geçenlerde bir arkadaşım yeni bir nemlendirici aldığını söyledi. Markasının reklamını hiç görmemiş. Takip ettiği bir hesap üç hafta boyunca sabahları aynı kremi sürüp cildinin nasıl değiştiğini anlatmış, o kadar. “Kızın cildi benimki gibi karma, ona iyi geldiyse bana da gelir diye düşündüm” dedi.

Basit bir cümle gibi duruyor ama içinde koca bir pazarlama dersi var. Reklam değil, benzerlik ikna etmiş onu.

Bu cümle, kadın odaklı markaların bugün neden içerik üreticileriyle çalıştığını aslında tek başına açıklıyor.

Denemeden anlaşılmayan ürünler

Fondötenin cilde nasıl oturduğunu, parfümün öğleden sonra neye dönüştüğünü, bir elbisenin oturunca nasıl kırıştığını katalog fotoğrafı göstermez. Bunları ancak birinin üzerinde, gerçek ışıkta, gerçek bir günün içinde görünce anlarız. İçerik üreticisinin yaptığı şey de tam olarak bu: Ürünü bizim yerimize denemek.

Bu yüzden iyi işleyen iş birlikleri ürünü vitrine koyan değil, hayatın içine koyan içerikler oluyor. Bir haftalık cilt günlüğü, iş çıkışı akşam yemeğine hazırlanma videosu, aynı ceketin üç farklı kombini. Ürün oradadır ama başrolde değildir. Başrolde izleyicinin kendini görebildiği bir an vardır.

Herkes herkese uymaz

Hassas ciltler için ürün geliştiren bir markanın, her hafta cesur makyaj akımlarını deneyen bir hesapla çalışması pek anlamlı olmaz. Takipçiler o hesaba başka bir beklentiyle gelir. Seçim yaparken içerik üreticisinin kendi tarzına, daha önce neleri önerdiğine ve yorumlarda kimlerin konuştuğuna bakmak gerekiyor. Takipçileri ürün sorularıyla dolu bir hesap, sadece kalp emojisi alan bir hesaptan çok daha fazla şey vaat ediyor.

Anne içerikleri üretenler, cilt bakımını sabırla anlatanlar, kombin önerileri yapanlar, ev ve seyahat hayatını paylaşanlar… Her biri farklı bir kapı açıyor. Önemli olan markanın hangi kapıdan girmek istediğini bilmesi.

Bir de fiyat meselesi var. Güzellik ürünlerinde aynı kategoride çok farklı fiyat aralıkları bulunuyor ve takipçiler bunun farkında. Öğrenci kitlesine hitap eden bir hesabın pahalı bir serumu anlatması, ne kadar samimi olursa olsun, takipçilerinde “bana göre değil” hissi uyandırabiliyor. Tersi de geçerli. Lüks bir parfüm markası için, takipçileri zaten o segmentte alışveriş yapan bir hesap daha doğru bir eşleşme. Kampanyayı planlarken ürünün fiyatını içerik üreticisinin kitlesinin cebiyle birlikte düşünmek, sonradan yaşanacak hayal kırıklığını en baştan engelliyor. Bu basit soru çoğu zaman takipçi sayısından daha belirleyici çıkıyor.

Instagram hâlâ vitrin

Kadın odaklı markalar için Instagram’ın yeri ayrı. Reels’te bir ürün denemesi yayılırken hikâyelerde takipçiler anlık soru soruyor, indirim kodu paylaşılıyor, profilde de kalıcı bir vitrin oluşuyor. Aynı ürünün farklı yönleri farklı formatlarda anlatılabiliyor. Platformun detaylarına inmek isteyenler için Instagram influencer marketing rehberi derli toplu bir kaynak.

Estetik konusu da burada önem kazanıyor. Güzellik ve moda kategorisinde göz önce renge, ışığa, dokuya bakıyor. İçerik üreticisinin kendi tarzını kaybetmeden markanın renk dünyasına yaklaşması, kampanyanın dağınık görünmesini engelliyor. Bunun için kutuya ürünü koyup göndermek yetmiyor, birkaç örnek görsel ve net bir brief şart. Bazı markalar profesyonel çekimleri içerik üreticilerinin samimi anlatımıyla harmanlıyor. Markalar için içerik üretimi tam bu noktada, hem sosyal medyada hem reklamlarda kullanılabilecek tutarlı bir arşiv kurmaya yarıyor.

Bir kere değil, birkaç ay

Tek seferlik paylaşımın etkisi genelde birkaç gün sürüyor. Aynı ürünü aynı kişinin rutininde ay ay görmek ise başka bir şey. Arkadaşımın nemlendiricisi gibi, izleyici bir noktada “demek ki gerçekten kullanıyor” diye düşünmeye başlıyor. Bu yüzden influencer marketing tarafında markalar giderek daha çok uzun soluklu iş birliklerine yöneliyor. İş birliğinin reklam olduğunu açıkça yazmak da bu güvenin önünde engel değil, tersine temeli.

İstanbul merkezli Influencer Ajansı, güzellik, moda ve yaşam kategorisindeki markalar için doğru içerik üreticisini bulmaktan kampanya kurgusuna ve içerik yönetimine kadar süreci planlayan influencer ajanslarından biri.

Arkadaşıma kremi beğenip beğenmediğini sordum bu arada. “Fena değil” dedi, “ama o kız şimdi bir güneş kremi anlatıyor, onu da alacağım galiba.” Markaların peşinde olduğu şey de tam olarak bu cümle.

Bir Cevap Yaz

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *